I-YASAL DAYANAĞI
Hukukumuzda sözleşmeye ayrılık neticesinde manevi tazminat istenebileceğine ilişkin açıkça düzenleme bulunmamaktadır. TBK 112. Maddesinde borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğuna ilişkin düzenleme bulunmakta ise doktrinde bu zararın maddi zarar olduğu söylenmektedir.[1]TBK m.112 hükmünde belirtilen zararın yalnızca maddi zararı kapsadığını savunan yazarlar; sözleşmeye aykırılık nedeniyle meydana gelen manevi zararın TBK “Sorumluluğun ve Giderim Borcunun Kapsamı” başlıklı 114. Maddenin 2. Fıkrasında “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” düzenlemesi yoluyla istenmesinin mümkün olduğunu savunmaktadırlar.[2]Nitekim Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Yargıtay’a göre “6098 Sayılı TBK’nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık olarak manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Aynı Yasa’nın 114/2. maddesinde ise, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, sözleşmeye aykırı bir davranış sebebiyle kişilik hakları zarar gören kişinin manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur.” (Y.11.HD., 24.10.2019 T., 2018/5385 E., 2019/6709 K.)
Şartları:
A.Sözleşmeye Aykırı Davranış Yoluyla Kı̇şı̇lı̇k Hakkının İhlal Edı̇lmesı̇
Kişilik hakkının zarar görmediği hallerde, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir.[3]
- Taraflar Arasında Geçerli Bir Sözleşme Bulunmalı
Sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanabilmesi ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle manevi tazminatın talep edilebilmesi için, taraflar arasında kurulmuş ve geçerli olan bir sözleşmenin bulunması gereklidir.
Yani kişilik hakkı ihlal edilen kişi ile kişilik hakkını ihlal eden arasında bir sözleşme kurulmamışsa veya sözleşme, geçerlilik şartlarına uygun olmadığı için geçersizlik yaptırımlarına maruz kalmışsa, sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanamaz. Bu halde, hukuka aykırı bir fiille kişilik hakkına zarar veren failden, şartları gerçekleşmişse haksız fiilden doğan sorumluluk hükümlerine göre manevi tazminat talep edebilir.[4]
- Sözleşme Görüşmelerı̇nden Doğan Sorumluluk Hali (Culpa İn Contrahendo Sorumluluğu)
Sözleşme görüşmeleri ilişkisi içerisinde, taraflardan birinin karşı tarafa, aralarında MK. m. 2 uyarınca kurulmuş bulunan güven ilişkisine aykırı davranmak suretiyle zarar vermesi şeklinde tanımlanan bu halde tarafların arasında sözleşme bulunmamaktadır ancak doktrinde hakim görüş hiç değilse sözleşmeye ilişkin hükümlerin bu duruma kıyas yoluyla uygulanması olduğundan burada da sözleşme hükümleri uygulanacaktır.
Alışveriş yapmak amacıyla mağazada raflar arasında dolaştıkları sırada, mağazanın iç duvarlarında bulunan raflara yerleştirilmiş olan yarı insan büstü şeklindeki mankenin düşmesi sonucu yaralanması sonucunda açılan davada Yargıtay manevi tazminatın sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. (Yargıtay HGK 13.02.2013 tarihli 2012/13-1220 E. Ve 2013/239 K. Sayılı kararı)
- Borçlu Sözleşmeye Aykırı Davranmalı
Sözleşmenin kurulmasıyla birlikte taraflar belirli bir edim yükümlülüklerini üstlenirler. Bu yüklenim verme,yapma ve yapmama şeklinde ortaya çıkmaktadır. Taraflar iradelerini sözleşmede belirledikleri edimlerle karşılıklı olarak istedikleri sonucun gerçekleşmesini istemektedirler. Sözleşme ile bağlılık (pacta sunt servanda) olarak da tanımlanan bu ilkeye aykırı her bir davranış sözleşmeye aykırılığı meydana getirir.
B.Manevi Zarar
Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, ruhsal ve sinirsel sağlık sistemi ağır şekilde etkilenen[5], yaşama keyfini azaltan,panik,korku,endişe hali ile kişinin yaşama sevgisini önemli ölçüde etkileyen, onur, saygınlık, namus duygusu, özel yaşamı ile toplum,aile bireyleri veya yakın dostlarıyla olan gönül bağlılıklarını etkileyen[6],yalnızlık hissi,hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular ve fiziksel acılardır.[7]
Satın alınan araçta hava yastığının aniden açılması durumunda hatalı imalattan kaynaklanan bu durum nedeniyle davacının ruh ve sinir sistemi olumsuz etkilendiği, bundan sonra aynı aracı kullanmada kaygı ve endişe uyandıracağı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiş[8] iken satın alınan aracın ayıplı çıkması nedeniyle, davacının kişisel haklarının zarara uğradığı kabul edilemeyeceğinden, manevi tazminatın koşulları bulunmadığını, davacının ayıplı araç sebebiyle büyük bir üzüntü duyduğundan bahisle, koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu şeklinde hüküm kurmuşur.[9] Görüldüğü üzere ayıplı mal nedeniyle bir olayda manevi tazminata hükmedilmiş iken diğer olayda manevi tazminata hükmedilmemiştir. Hakim manevi tazminata hükmederken somut olayın özelliklerini dikkate alarak manevi zararın oluşup olmadığını denetlemektedir.
- İlliyet Bağı
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle oluşan manevi zarardan ancak kişinin davranışı nedeniyle ortaya çıkan zararı tazminle yükümlüdür. Yani oluşan zarar ve davranış arasında neden-sonuç ilişkisi bulunması gerekmektedir. Burada objektif olarak davranışın kişilik hakkını ihlal etmesi önem arz etmektedir. Kişinin tüm hayat tecrübeleri, hayatın olağan akışı ve somut olayın özellikleri manevi zarardan sorumluluğu belirlemekte kriter olarak ele alınacaktır.
D.Borcun İfa Edı̇lmemesı̇nden Sorumluluk
Sözleşmeye aykırılıktan doğan manevi tazminat sorumluluğun şartlarından birisi de borçlunun borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı sorumlu olmasıdır. TBKm.112 hükmüne göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Buna göre borçlunun sorumluluğu için haksız fiil hükümlerindeki gibi kusurlu bulunması aranmış ancak kusurlu olup olmadığının ispatı bakımından ispat yükü borçluya geçmiştir.
Av. Enes UYAR
[1] Oğuzman/Öz, 411 “Zarar deyimi tek başına kullanılınca maddi zararı ifade eder.” [2] Arzu ARIDEMİR, Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat s,42 [3] Y. 3.H.D., T. 30.5.2013, E. 2013/6456 K. 2013/8953 [4] Arzu ARIDEMİR s.83 [5] Y.HGK 26.04.1995 tarih ve 1995/11E., 1995/403 K.) [6] Yargıtay kararına göre, kişilik; bedeni ve ruhi varlık ( değer ) olarak kişilik hakkı tarafından korunmaktadır. Bu nedenle kişinin duygu hayatı onu vazgeçilmez kişisel değerlerinden ( varlık ) dır. Duygu hayatını, ruhi ahenk ve denge, onur, saygınlık, namus duygusu, özel yaşamı ile toplum, aile bireyleri veya yakın dostlarıyla olan gönül bağlılıkları oluşturur.Bu kişisel değerlere saldırı yoluyla kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar. Y.4.HD., 23.12.1991 T., 1990/11596 E., 1991/11230 K. [7] Arıdemir s.190 [8] Mehmet Akif Tutumlu, Tüketici Hukukunda Manevi Tazminat Davası,2015 s.297